KORDON SARKMASI

KORDON SARKMASI (UMBLİKAL KORD PROLAPSUSU)

Kordon sarkması bebeğin göbek kordonunun doğum sırasında vajen içerisine sarkmasıdır, kordon bazen dışarı kadar çıkabilir. Bebeğin önde gelen kısmı baş ise kordon başın önüne geçecek kadar sarkar, aynı durum makat ile gelen bebeklerde de görülebilir. Kordonun doğum yolu üzerine sarkması için membranların (zarların) açılması gerekir. Zarlar açılmadan önce kordon bebeğin önünde palpe edilirse buna kordon prezentasyonu denir. Kordon sarkması nadir bir durumdur ve gebeliklerin %1’inden azında görülür.

Kordon sarkması için risk faktörleri:
– Malprezentasyon (Kordon sarkması en sık transvers gelişte daha sonra makat gelişte görülür)
– Polihidramnios
– Kordonun normalden uzun olması
– Preterm doğum
– Düşük doğum ağırlığı
– İkiz, üçüz gebelikler
– EMR, PPROM
– Fetal anomaliler
– Grand multiparite (5’ten fazla doğum yapmış olmak)
– İntrauterin basınç katateri yerleştirilmesi
– Amniyoinfüzyon

Kordon sarkması genellikle zarlar açıldığında aniden meydana gelir, bazen daha sonraki saatlerde sarkma oluşabilir. Zarlar açılmadan önce kordonun sarkacağının anlaşılması çoğunlukla mümkün olmaz bazen ultrasonografide göbek kordonunun ön tarafta görülmesi şüphe yaratabilir. Bazen şüphe yaratan ilk bulgu NST’te fetusun kalp atımlarında bozulma olabilir.

ALIN PREZENTASYONU

ALIN GELİŞ (ALIN PREZENTASYONU)
ALIN GELİŞ İLE DOĞUM

Alın gelişi bir defleksiyon gelişidir. Prezentasyon (geliş) amomalilerinin en nadir görülenidir, yaklaşık 10000 doğumda bir görülür. Fetal baş alın kısmı ile yani gözlerle ön fontanel arasında kalan kısımla prezente olur.

Vajinal muayenede burun kökü, göz çevresi ve ön fontanel ele gelir (yüz gelişin aksine ağız ve çene palpe edilemez). Fetaş baş ekstansiyondadır ancak yüz gelişteki kadar ileri derecede bir ekstansiyon değildir. Ultrasonografi tanıda yardımcı olabilir.

Fetus pelvise başın en geniş çapı olan oksiputomental çap ile girer. Alın geliş eğer kendiğinden oksiput gelişe dönüşmezse normal doğum mümkün değildir. Alın geliş ısrarla devam ederse sezaryen gereklidir. Vakum veya forseps uygulanmaz.

Risk faktörleri (yüz geliş ile aynıdır):
– Anensefali en önemli risk faktörüdür
– Prematürite
– Grand multiparite
– Fetal anomaliler
– Polihidramnios
– İri fetus, bebeğin boynunun kalın olması
– Fetusun boynunda kordon olması

Baş kısmi defleksiyona uğramışsa ve ön fontanel ile prezente olmuşsa buna sinsiput geliş (sinsiput prezentasyon) denir, sıklıkla normal vertex gelişe döner. Sinsiput gelişte baş oksiputofrontal çap ile pelvise girmiştir.

Yumurtalık Kanseri

YUMURTALIK  KANSERİ

Resmi büyütmek için tıklayın
Kadınlarda yumurtalık kanserleri jinekolojik kanserler arasında endometrium kanserinden sonra 2. sıklıkla görülür. Ana olarak 3 tip over tümörü vardır, bunlar köken aldığı hücresel kaynağa göre sınıflandırılmıştır:
– Epitelyal tümörler
– Germ hücreli tümörler
– Sex kord stromal tümörler

En sık görülen grup epitelyal over tümörleridir, bunlar daha çok menopoz dönemindeki kadınlarda görülür.

Belirtileri:
Over kanserleri hiçbir belirti vermeyeceği gibi karında şişlik, karında gerginlik, ağrı, kilo kaybı gibi belirtilere neden olabilir. Tümörün barsaklara bası yapmasına bağlı kabızlık meydana gelebilir. Karında şişlik yumurtalıkta çok büyük boyutlara erişmiş bir kitleye bağlı olabileceği gibi karında aşırı miktarda sıvı (asit) birikmesine bağlı da olabilir.

Neden olur? Risk faktörleri?
Aşağıdaki risk faktörlerini taşıyan kadınlarda over kanseri daha sık görülür.
– Erken menarş
– Geç menopoz
– Hiç doğum yapmamış olmak (Nulliparite)
– İnfertilite (Kısırlık)
– Ailesel over kanserleri (HNPC – Lynch sendromu, BRCA mutasyonu)

Teşhis:
Yumurtalık kanserlerinde tanıya yardımcı yöntemler muayene, ultrason, tomografi, MR, kan tahlilleri (tümör belirteçleri, ca 125, ca 19-9, CEA, AFP, BHCG) gibi sıralanabilir. Ancak her kanserde olduğu gibi kesin tanı dokudan örnek alınarak incelenmesi neticesinde konur. Yumurtalık kanseri şüphesinde genellikle ameliyat sırasında alınan parçanın incelenmesi neticesinde kesin tanı konur. Yumurtalıkta bulunan kitlenin veya kistin incelenmesi ameliyat sırasında hızlı patolojik inceleme (frozen) şeklinde olabileceği gibi bu imkanın olmadığı hastanelerde ameliyattan sonra da gerçekleşebilir. Ameliyat sırasında frozen inceleme yapılsa bile parça mutlaka nihai kesin tanının konması için patoloji bölümüne gönderilir. Patoloji uzmanlarınca nihai kesin tanının belirlenmesi genellikle 1-2 hafta içerisinde gerçekleşir ve bu sonuca göre ameliyat dışında ek tedavi gerekiyor mu kararı verilir.